Yaşamak için doğmuşum, yaşamadan ölüyorum.


İnsan ne kadar az bilirse o kadar çok bildiğini sanır.


Görünüşte özgür olmak kadar insanı esir yapan hiçbir şey yoktur.


İnsan düşünmek, inanmak ve sevmek için dünyaya gelmiştir.


Politika ve ahlakı farklı eIe aIanIar, her ikisini de asIa anIayamazIar.


Doğduğumuzda girdiğimiz savaş meydanından ölünce çıkarız.


Gerçek demokrasi hiçbir zaman var oImamıştır ve oImayacaktır da.


Bir kimse devlet işleri neme gerek dedi mi, devleti yok olmuş bilmeli.


Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar, hiçbir şey kalpleri birbirine bağlayamaz.


Acıyı bilmeyen insan, ne insanlığa acımayı ne de acımanın tadını bilir.


Hiç kimsenin kendi yapamadığı bir şeyi başkasından istemeye hakkı yoktur.


İnsan asla başkalarını eğlendirmek adına kendi değerini düşürmemelidir.


Ben, hem yeryüzü benimmiş gibi hem de hiçbir yer benim değilmiş gibi davranıyorum.


Zor iş, zamanında yapmamız gereken fakat yapmadığımız kolay işlerin birikmesiyle meydana geIir.


Bilinmesi hiçbir şeye yaramayan boş şeylere gerçek denilmesi,gerçeğin kutsallığına saygısızlıktır.


Yalnızlığı seviyorsam, buna şaşmak mı gerekir? İnsanların yüzünde düşmanlıktan başka bir şey görmüyorum, oysa doğa daima bana gülüyor.


Şefkatin en büyük amili analardır. Hayatımdaki bütün hatalarım ana terbiyesi görmeyişimden ileri gelmiştir.


Beni mutsuz kılmak için dışlayarak yalnız yaşamaya mahkûm eden insanların, mutluluğuma benden çok hizmet ettiklerini gördüm.


İnsanın özgürlüğü; isteği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasıdır.


Oldukça uzun bir kaldıraçla insan dünyayı tek parmağı ile yerinden oynatabilir ama, onu taşımak için Herakles’in omuzları gerekir.


Daimi barışın tesis edilmesi tamamen üIkeIerin anlaşmasına bağlıdır. Daimi barışın tesisi tüm üIkeIer için yarar sağlar. Barış için uIusIararası bir federasyon oIuşturuIduğunda bu kurum uzun süre yürürlükte kaIabiIir ve barışı gerçekIeştirebiIir.


İnsanlar beni ne şekilde görmek isterlerse istesinler benliğimi değiştiremezler ve bütün güçlerine ve sessiz sedasız çevirdikleri dolaplara rağmen ne yaparlarsa yapsınlar, onlara rağmen ne isem o olmaya devam edeceğim.


Başımıza gelen herhangi bir belada, tesirinden çok niyete bakarız. Damdan düşen bir kiremit bizi daha çok yaralar. Fakat kötü bir eIin attığı taş kadar kederlendirmez. Taş hedefe değmeyebilir;fakat niyet yapacağını yapar.


Halbuki insan kendi doğasına ne kadar uygun davranırsa, hayalleri ve imkanları arasındaki fark o kadar azalır ve neticede ; mutlu olmaktan daha az uzaklaşmış olur. Insanın her şeyden mahrum olduğu zaman en sefil zamanı değildir; zira sefalet eşyadan mahrum kalmaktan değil, onlara karşı kendini hissettiren ihtiyaçtan ibarettir.