Kahkahasız geçen bir gün harcanmış bir gündür.


Din dil ulus ayrımcılığı olmayan yeni bir dünya yaratalım.


Benim hayatımdaki en büyük düşman zamandır.


Gülüşlerim acılarımı örtmeye çalışan ağır işçilerdir.


Hayat uzak çekimde komedi yakın planda trajedidir.


Bir adamın gerçek karakteri sarhoşken ortaya çıkar.


Zaman en iyi yazardır. Her zaman mükemmel sonu yazar.


Ayna benim en iyi arkadaşımdır. Çünkü ben ağladığında o asla gülmez.


Yağmurda yürümeyi sevmişimdir hep kimse ağladığımı göremiyor diye.


Beni anladıkları için seni anlamadıkları için alkışlıyorlar. (Albert Einstein’a söylediği söz)


Şu zalim dünyada hiçbir şey kalıcı değildir dertlerimiz bile.


Gün sonunda yapmadıklarınla değil yaptıklarınla yargılanırsın.


Bir kişiyi öldürürsen katil milyonlarca kişiyi öldürürsen kahramansın.


İnsancıl değerlerimizi koruyamazsak hayat korkunç olur hep yitiririz.


Karşındaki akıllıyı mı oynuyor? Sen aptalı oyna. Sonra hakiki aptalı keyifle seyret.


Hayatın bize çizdiği yol özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir ama biz bu yolu yitirdik.


Amacınız zarar vermekse güce ihtiyacınız vardır. Diğer her şey için sadece sevgi yeterlidir.


Benim acım birinin gülüşüne sebep olabilir. Ama benim gülüşüm asla birinin acısına sebep olmamalı.


Dünya herkese yetecek büyüklükte. Onun için başkasının yerini kapmaktansa çalışarak gerçek yerinizi bulunuz.


İnsanlar ölmeyi bildikleri sürece özgürlük yok olmayacaktır. Hayatta beni mutsuz edebilecek en büyük şey lükse alışmaktır.


Hırs insanların ruhunu zehirledi dünyayı bir nefret çemberine aldı. Hepimizi kaz adımlarıyla sefaletin ve savaşların içine sürükledi.


Hızımızı artırdık ama bunun tutsağı olduk. Bolluk getiren makineleşme bizi yoksul kıldı. Edindiğimiz bilgiler bizi çıkarcı yaptı zekâmızı da katı ve acımasız.


Genellikle insanlar sizi kritik et sizinle alay etmek için her zaman bir eksiğinizi bulacak ve kimse sizi olduğunuz gibi kabul etmeye yanaşmayacaktır. Bunun için doğru bildiğiniz şekilde yaşayın ve kalbinizin sizi yönlendirdiği yere gidin.


Makineleşmeyle geliştirdiğimiz hızın içine sıkışıp kaldık. Bereket bizi terk etti. Bilgimiz bizi alaycı kıldı. Aklımız ise anlaşılmaz ve kaba. Çok düşünüp az hissettik. Teknolojiden çok insanlığa zekâdan çok nezakete ihtiyacımız yok mu?


Hayat ön provası yapılmamış bir tiyatro gösterisidir. Bu alkışı olmayan tiyatronun perdesi kapanmadan gülün şarkı söyleyin dans edin aşık olun. Hayatınızın her anını değerlendirin.


Siz insanlar güçlüsünüz. Makineleri yapacak güç sizdedir. Bu hayatı olağanüstü bir mutluluk serüvenine çevirecek olan yine sizlersiniz.


Konuşursam beni sadece İngilizce bilenler anlayacak ama sessiz bir filmi herkes anlayabilir ve dünya Amerika’dan ibaret değil.


Çok düşünüyoruz ama az hissediyoruz. Makineleşmeden çok insanlığa zekâdan çok iyilik ve anlayışa gereksinmemiz var.


Güldürmek mesele değil ki onu soytarılarda yapıyor. Gözlerinin içini güldürebiliyor mu? Ondan haber ver.


Neden olmasın? Ne de olsa kendi malı. Ölmeden önce Tanrı ruhunu affetsin diyen papaza cevabı.