Cesaret yoksa zafer de olmaz.


Sevdiklerinize zaman ayırın, yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır.


En büyük düşünceler, en basit olanlarıdır.


Dünlerim benimle birlikte yürüyor.


Ne olduğumuzu biliyoruz ama ne olacağımızı bilemeyiz.


Tarih insanların bir hiç hakkında yazdıkları bir hiçtir.


Umut doğuştan gelen karamsarlıkla mücadele içindeydi.


Ah evet, söylemek başka yapmak bambaşka bir şey.


Ayrı ayrı yaşantıları, ayrı ayrı duyguları olan iki kıta gibiydiler.


Çabuk duygulanır, geç akıllanırım. Ben böyleyim işte.


Her şeyin bir doktoru vardır. Kafanızın içinin bile bir doktoru vardır.


Bıraktığın yerde olabilirim; ama bıraktığın gibi değilim.


Kusurlarımızın bizi birbirimize işkence etmeye zorladığını görmüyor musun?


Sevdiklerinize zaman ayırın, yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır.


Gerektiği gibi davranmazsanız, gelip sizi kurtaracaklarını ummaya ne hakkınız var.


Onlar adımlarını bana uyduran ve omzumun üzerinden beni izleyen gri yüzler.


Bütün sistemleri bir dizi kullanışsız şapka gibi duvara astım. Hiç biri de bana uymuyor.


Erkekler güzel kadınları severler ama kadınlar sevdiği erkekleri yakışıklı bulurlar.


Aslına bakarsanız içimde renksiz ve sıkıcı bir insan yatıyor. Akıllı olmaktan ziyade, iyi olmaya yatkınım ben.


Cahilliklerini bilmenin utancı içindeydiler ve bilgisizliklerini nasıl açıklayacaklarını da bilemiyorlardı.


Eğer bitmiş bir şey sana acı veriyorsa, duyduğun acı o şeyin kendisinden değil; verdiğin değerin ona değmemesidir.


Bir elinde gücü, diğerinde ihtişamı temsil eden kırbaç ve asa tutan, çifte taç la taçlandırılmış insanlar gördüm.


Her kadına sahip olmaya çalışan adam bir kadına hasret kalır; bir kadına sahip olan adam, her kadını kendine hayran bırakır.


Ayrı ayrı yaşantıları, ayrı ayrı duyguları olan iki kıta gibiydiler; düzgün bir ilişki kurulamıyordu aralarında.


Bir erkek seni mahvetmeye yemin ettiyse; merak etme, içer ve kendine eder; ama bir kadın yemin ettiyse kesinlikle mahveder.


Yaşamak hiç bir şeye benzemez. Çünkü her şeyi içine alır. Destek almadan üretilen düşünceler için fazla incelikli.


Pazar meydanında, sayfalarının köşeleri katlanmış ve rengi soluk mora dönmüş kitapların şükranlarını sunarcasına dolup taştığı tezgahlar boyunca yürüdüm.


Kimse bana yaşamak isteyip istemediğimi sormadı. O halde bana kimse nasıl yaşamam gerektiğini söyleyemez.


Bir yara izinin nasıl olup da ışıldayan bir yıldıza dönüşebildiğini anladım; uçuşan kor taneciklerinin mucizevi ve ulvi bir devinimle düşüşünü hissettim.


Zihninin bir köşesinde titreşen bir anı vardı ve onu zihninde sorgulayabileceği bir noktaya taşıyamıyordu.


Bana göre biz o zamanlar cennette dolanan iki algı noktasıydık. Masumiyetimizin derecesini ise sadece tahmin edebilirim, yeniden tecrübe edemem.


Bir kadın, erkeğin gölgesinde yaşamayacak kadar akıllı; ama o gölgede dinlenmeyi bilecek kadar duygulu olmalı.


Birçok insan bugün hayatta olmanın bedensel ve dünyevi zevklerini bilir ve yargılamaz. Bir tek ben yargılanması tamamlanmış olarak cennette olmamanın üzüntüsünü duydum.


Sevgilin geçmişini sormuyorsa; merak etmediğinde değil, sıranın kendi geçmişine geleceğini bilmesindendir.


Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce, tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız.