Zamana güven her şey unutulur.


Sevgi ile kin kalpte uzun süre barınamaz.


Acıda hazların en tatlısı saklıdır.


Elindeki güç kadar oluyor insanın isyanı da!


Şurası açıktır ki biz sevgiyi acıya bulayarak severiz.


Kadın her şeyi gören gözü bile aldatır.


Yitirilen şey geri gelmez. Ağızdan çıkan söz de öyle.


Çocuk dünyanın en büyük saadetidir.


Yanlış kişiden samimiyet beklediğin an kırılıyorsun.


Tanrı olmasaydı her şey mübah olurdu.


Niyeti iyilik olan karşılaştığı kötülüğe takılıp kalmaz.


Ancak acı çekerek kendimizi bulabiliriz.


Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur.


Her şeyi anlıyorum ve bu beni öldürecek.


Bir insanın en iyi tarifi iki ayaklı ve nankör olmasıdır.


Aşk olduktan sonra saadetsiz yaşanabilir.


İnsanın ruhunu yücelten acı ucuz bir mutluluktan daha değerlidir.


Hiçbir zaman doğru insan çıkmaz karşına. Ya zaman yanlıştır ya da insan.


Bazı insanların düşmanlığı dostluklarından daha yararlı oluyor.


İnsanca davranabilmek çoğu zaman en etkili ilaçtan bile daha tesirlidir.


Birisini sevmek; onu Yaratıcı’nın kastettiği şekilde görmektir.


Sadece hayat veren değil hayat verip hak eden baba adını taşıyabilir.


Yeryüzünde tek bir çocuk dahi acı çekiyorsa Tanrı yoktur!


Erkek ulaşamadığı kadını lanetler. Kadın ulaşamadığı erkeğe aşk der.


Hayata yeniden başlasaydım saniyelerin nabzını tutardım.


Her şey üstüne üstüne geliyorsa belki de sen ters gidiyorsundur.


İnsanın aklı çoğaldıkça can sıkıntısı artar.


Hayatta hep mutlu olursam hayalini kuracak neyim kalır?


Sevgi her zaman karşılık görür kin de öyle.


Bu dünyadaki en zor şey kendi kendine sadık kalmaktır.


Bence gerçekten büyük insanlar dünyada büyük acılar çekmek zorundadır.


Başkaları için kendinizi unutun o zaman sizi de hatırlayacaklardır.


İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman ayrılmalarına en yakın zamandır.


Kolay bulunan bir sevgi mi yoksa insanı yücelten bir acı mı daha önemli?


İnsanoğlu çok derin bir varlıktır. Ben tanrı olsaydım bu kadar derin yaratmazdım.


Bir anlık mutluluklar değil mi yaşamı bunca güzel bunca yaşanılası kılan?


Üzülmek ve acı çekmek büyük bilinçler ve derin yürekler için her zaman zorunludur.


Acı ve üzüntü engin bir bilinç ve derin bir yürek için her zaman zorunludur.


Tok olan açın halinden anlamaz derler; ama bazen aç olan da açın halinden anlamıyor.


Yeni bir adım atma yeni bir kelime söyleme insanların en fazla korktuğudur.


Gülüş ruhun hiç şaşmayan aynasıdır. Yalnız çocuklar kusursuz bir gülüşle gülmesini bilirler.


Evlenme boşanma işi sırf kadınların elinde olsaydı bir tek nikâh sağlam kalmazdı.


Gerektiği zaman ağlamaktan çekinme. Çünkü gözyaşları söyleyemediklerini söylemek içindir.


Yaşamdan korkmayın çocuklar. İyi doğru bir şey yaptığınız zaman yaşam öyle güzel ki.


Bir insanın hayatının ikinci yarısı ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibarettir.


Eğer karşındaki kişi kadınsa yapacağın hamleyi iki kere düşünmen gerekir. Çünkü o hep bir adım öndedir.


Yeryüzünde baş kaldıranları her zaman yenecek üç güç vardır bunlar mucize sır ve otoritedir.


Rahatlıkla mutluluk olmaz. Mutluluk acıyla elde edilir. İnsanoğlu hayata mutlu olmak için gelmemiştir.


Bir insan umudunu yitirir ve amaçsız kalırsa sırf can sıkıntısı bile onu bir hayvana çevirebilir.


Bir kadının yaşamı; herhangi bir erkeğe boyun eğip bağlanmak için bir arayıştan başka bir şey değildir.


Mutlu olmanın iki yolu var. Ya isteklerinizi azaltacaksınız ya da imkânlarınızı zorlayacaksınız.


Gururlu bir insan ancak kendini bilen ve kendini büyük bir titizlikle sorgulayıp küçümseyen insandır.


Kalbi olup da aklı olmayan bir kadın aklı olup da kalbi olmayan bir kadın kadar mutsuzdur.


Acı ve acı çekme büyük bir zekaya ve duyarlı bir yüreğe sahip kişiler için her zaman kaçınılmazdır.


İnsanın yaptığı yanlışlardan en büyüğü başkaları karşısında gülünç olmaktan korkmasıdır.


Zerrece suçum olmadığı halde birtakım düşler kurarak kendi kendimi suçlu bulduğum olmuştur.


Bil ki mutlu son diye bir şey yoktur. Çünkü bir şeyde son varsa orada mutluluk yoktur!


Hayatımızda en yüce en güçlü en faydalı dayanağımız ana baba evinden kalan hatıralarımızdır.


Bir ağacın önünden onu sevmeden onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor.


Yalan öyle nüfuz etmiş ki insanların diline doğruyu söylemek gerekirse diye bir cümle kalıbı var.


Mutsuzken başkalarının mutsuzluğunu daha güçlü hissederiz; duygular parçalanmaz yoğunlaşır.


İnsanın kendisinden yüz çevirmeye dünyada olup bitenleri görmemezlikten gelmeye hakkı yoktur.


Sevmek güzel birine aşık olmak değil o kişide bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında kendini bulmaktır.


Kadın her ihtiyacını karşılayacak tek bir erkeği ister. Erkek ise tek ihtiyacını karşılayacak her kadını.


Aslında insanı en çok acıtan şey hayal kırıkları değil. Yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır.


İnsan gayeye ulaşmak için çalışmayı sever fakat ulaşmayı pek istemez; bu hal hiç şüphesiz çok gülünçtür.


Sizi kırdım ama biliyorum; eğer seviyorsanız kırgınlık uzun zaman kalmaz akılda ve siz beni seviyorsunuz.


Birini terk etmeye karar verdiğinde o kararın altında yatan gerçek; aslında senin çoktan terkedilmiş olduğundur.


Bir anne için evladının kapısında durup ondan sadaka ister gibi sevgi dilenmekten daha onur kırıcı bir şey olamaz.


Bil ki insanın değerini varlığı değil yokluğu gösterir. Unutma yokluğu bir şey değiştirmeyenin varlığı gereksizdir.


Herkesin yanlış yaptığı şeyi sen doğru yaparsan; Herkesin yaptığı doğru senin yaptığın yanlış olur. Herkesin yolu ayrı.


Ne garip değil mi? Sevdiğimiz insanın her yalanında bir doğru sevmediğimiz insanın her doğrusunda bir yalan ararız.


Hayat bir sınavdır ama diğer sınavlara pek de benzemez. Çünkü bazen yaptığın bir yanlış tüm doğrularını götürebilir.


Dünya mı yıkılsın yoksa bir bardak çay mı içersin deseler. Ben çayımı içtikten sonra dünyanın canı cehenneme derdim.


Bence şeytan diye bir şey gerçekte yoksa insanoğlu uydurmuşsa onu; kendine bakarak kendisini örnek alarak uydurmuştur.


İnsan bir şeyi elde etmek için çabalar. Onu elde edince de bir kenara atar. Gerçek değerini ise onu kaybedince anlar.


Hiçbir şeye şaşmamak çok akıllı olmanın belirtisidir derler; bence aynı ölçüde ve aynı güçte ahmaklık belirtisidir de.


Kalp bir kez kırıldı mı hiç kimseye aldırmaz ve hiçbir şeyi umursamaz. Belki mutluluğun sonu ama huzurun başlangıcıdır bu.


İnsan hayata iki anlam yükler biri ağlarken diğeri gülerken ve tek bir kere kıymet bilir o da elindekini kaybederken.


Düştüğünde yanında olan değil kalkman için el uzatan dosttur. Unutma kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur.


Güzel bir kadın göze iyi bir kadın kalbe hoş görünür. Birincisi pırlanta gibi ama geçici ikincisi mutluluk kadar gerçekçidir.


Kim bilir insanların seni aşağılaması belki daha iyidir. Böylelikle hiç olmazsa kendilerini sevmek zahmetinden kurtarıyorlar.


Düştüğünde yanında olan değil kalkman için el uzatan dosttur. Unutma kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur.


Kadını kalkındıran onu uçurumun dibine kadar yuvarlanmaktan koruyarak hayata yeniden doğmasını sağlayan biricik kuvvet aşktır.


Bazen susarsın. Yenilmiş eksik ve yaramaz sanırlar seni. Unutma susan bilir ki konuştuğu zaman çoğu kimse sözlerini kaldıramaz.


Herkes gerçekte olduğundan daha sertmiş gibi görünmeye çalışır sanki herkes açıkça dışa vurunca duygularıyla alay edileceğinden korkmaktadır.


İnsan daima başına gelen felaketleri sayar sevinçleri değil. Eğer saysaydı dünyanın kendisine yeterince mutluluk sunmuş olduğunu anlardı.


Bir kadın bakıyor pencereden mutsuz. Bir adam geçiyor karşı kaldırımdan umutsuz… Aşk tam ortada duruyor. Adam bakıyor. Kadın ağlıyor. Aşk geçip gidiyor.


Hayatta elinden gelen her şeyi yapmadan seçtiğin kadını sevmekten vazgeçip onu gerçek karakteriyle görmeye başlamadan önce evlenme.


Her mutsuzluğun ötesinde yine yaşam bekler. Ama insana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak. Yoksa hangi balık boğmuş kendini hangi serçe atlamış damdan.


Bir gün sana dair yazacak yer olursa o yerde ilk karşılaşmamızı anlatırım; Bu bir şey ifade etmeyen boş bir hikâyedir. Ama ben ondan tam bir piramit yaptım.


Şuna kesinlikle inanın ki halkını anlamayan onunla bağlarını koparan insan bunu yaptığı ölçüde yurduna inancını yitirir ya dinsiz olur ya da duygusuz bir odun.


Eğer sen başkalarından kendine saygı beklersen bu onlar için büyük bir şeydir. Sadece kendine saygı duyabilirsen diğerleri de sana saygı duymaya mecbur kalır.


Amacına ulaşmak için hiçbir şeyi küçümseme tam ulaşamazsan bile dene; Belki başarırsın. Hepimizin güvenini bağladığımız şu belki hiç de azımsanmayacak bir umuttur.


Başarılı olmayı hedefleyen bir kimsenin başına gelecek zararları ve yıkımları da göze alması gerekir. Bu da sağlam bir kişiliğe sahip insanlarda bulunabilir ancak.


İyi yürekli akılsız bir aptal kötü yürekli akıllı aptallar kadar mutsuzdur. Bilinen bir gerçek bu… İşte ben iyi yürekli akılsız aptalın biriyim. Sen de zeki kötü yürekli bir aptalsın. İkimiz de mutsuzuz ikimiz de acı çekiyoruz.


Buluşlar gerçekleştirenler dâhiler alanlarıyla ilgili çalışmalarının ilk yıllarında çoğu kez son yıllarında da toplum tarafından hep birer salak olarak görülmüşlerdir.


Diyelim ki derin bir acım var karşımdakinin acımın ölçüsünü tam olarak öğrenmesi olanaksızdır. Çünkü o hiçbir zaman benliğime gitmez sadece bir başkası olarak kalır.


Bazı insanlar gülüşleriyle kendilerini büsbütün ele verirler siz de onun bütün iç yüzünü bir anda anlayıverirsiniz. Hatta hiç şüphe yok ki zeki bir gülüş bazen iğrenç olur iyi görebilmek için her şeyden önce içten olmak gerekir.


Üstün zekâlı insanlarda paradoksal düşünceler oluşur. Onlar yaşamları boyunca bu düşüncelerinden dolayı ıstırap çekerler. Ve düşünceleriyle birlikte yaşamanın bu denli acı verici hatta imkânsız olması için yüksek bir fiyat ödemişlerdir.


Ben hasta bir adamım. Gösterişsiz içi hınçla dolu bir adamım ben. Sanıyorum karaciğerimden hastayım. Doğrusunu isterseniz ne hastalığımdan anladığım var ne de neremin ağrıdığını tam olarak biliyorum.


İnsanlığa hizmet yolunda büyük işler başarmayı düşlüyorum sık sık gerçekten de insanların mutluluğu uğruna çarmıha gerilmeye bile giderim belki ama öte yandan bir insanla aynı odada iki gün yalnız kalmaya dayanamam bunu deneyimlerimden biliyorum. Bana yakın olunca kişiliği onurumu eziyor özgürlüğümü kısıtlıyor. Gelgelelim kişilerden nefret ettiğim ölçüde insanlığa olan sevgim artıyor.


İnsanlar aptal olmasalar bile şunu söyleyeyim ki dehşetli nankördürler. Evet, hem de eşi bulunmaz bir nankör. Bana kalırsa insanı iki ayaklı nankör yaratık diye tarif edebiliriz. Bu kadarla yetinirsek en önemli kusuru unutmuş oluruz. İnsanın en büyük kusuru erdemsizliğidir.