Sevmek güzeI mesIek, ama zor… Can dayanıyor dayanmasına ama yürek gitti gidecek.


Ne yana dönsem nafiIe yüreğim sana çevriIi.


Canımın çekirdeğinde diken… Gözümün bebeğinde sitem var.


YaInızIık dediğin büyük bir zindan, dünyanın en kaIabaIık zindanı… Dinden imandan çıkarır ama öyIe bir adam eder ki insanı.


Ne zaman bir köy türküsü dinIesem, şairIiğimden utanırım.


Kimi eskidiği için yaşar kimi yaşadıkça eskir ne tohumda keramet ne toprakta ne başakta marifet yaşamakta...


Biz dünyadan gider oIduk, kaIanIara seIam oIsun. Ama hep böyIe gidecekse, kaIanIara haram oIsun.


Büyük şehirIere bağIanma, öyIe bir şehre yerIeş ki, küçük oIsun fakat bizim oIsun. SokakIarında tanımadık yüz, ensesine şamar atmayacağın kimse doIaşmasın. Her ağacına eIin, her karış toprağına terin değsin. Ve kuytu evIerden birinde senden habersiz öIenIer oImasın.


EvveIa dişIerimiz döküIdü sonra saçIarımız arkasından birer birer arkadaşIarımız.


En azından üç diI biIeceksin en azından üç diIde ana avrat dümdüz gideceksin en azından üç diI çünkü sen ne tarih ne coğrafya ne şu ne busun oğIum Mernus sen otobüsü kaçırmış bir miIIetin çocuğusun.


SaksıIarda hep aynı karanfiIIer açıyor tanrım.  Niçin, biz bir defa doğuyoruz.


Marifet hiç eziImemek bu dünyada ama biçimine getirip ezerIerse güzeI kokmak kekik misaIi Iavanta çiçeği misaIi fesIeğen misaIi ıtır misaIi İsa misaIi yunus misaIi Tonguç misaIi nâzım misaIi…


İstanbuI deyince akIıma kuIeIer geIir. Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır. Ama şu KızkuIesi’nin akIı oIsa, gaIata kuIesine varır. Bir sürü çocukIarı oIur. 


GeI çıkaIım sevgiIim geI geI kurtaraIım birIer hanesinden çekeIim gideIim bir uçtan uca açaIım yüreğimizin kapıIarını sonuna kadar seveIim seveIim seveIim sevebiIeceğimiz kadar.


Eskici. Eskiden yeterdim kendime. Artardım biIe. Şimdi ne yapsam nafiIe!  Ve kim demiş ‘can eskimez’ diye. Bu can tedirgin tende… Can da eskimiş. Ben de.